EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNDEN FİLİSTİN VE ROJAVA’YLA DAYANIŞMA YÜRÜYÜŞÜ

İsrail’in Gazze’ye  ve IŞİD’in Rojava’ya saldırılarını protesto eden İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, “Bugün ‘Diren Filistin’ demek aynı zamanda ‘Diren Rojava’ demektir” vurgusu yaptı.

roj3

DİSK, KESK ve TMMOB’un da bileşenlerinden olduğu İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 23 Temmuz 2014 tarihinde Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını TMMOB İzmir İl Koordinasyonu Kurulu sekreteri Melih Yalçın okudu.

Yalçın, açıklamasında İsrail devletinin tarihi boyunca sivilleri hedef alan saldırılarına yenisini eklediğini belirterek, “İsrail devleti, plajda oyun oynayan Çocukları bombalayacak kadar gözü dönmüş bir şiddet ile kan dökmeye devam ediyor” dedi. İsrail saldırılarının Filistin halkına çok bedeller ödettiğini vurgulayan Yalçın, “Milyonlarca Filistinli ülkesinden uzakta, mülteci olarak yaşıyor. Filistinlilerin neredeyse üçte ikisi işsiz, yarısından fazlası günde 2 dolardan az bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. İsrail devletinin kontrol noktalarında insanlar aşağılanarak bekletiliyor, işkence yapılıyor, kurşunlanıyorlar” ifadelerini kullandı. Yalçın, bu insanlık dışı eylemlerin, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin desteği ile hayata geçirildiğini söyledi.

roj2

Bu nedenle, Filistin’de İsrail’e dur demenin, bölgedeki emperyalist saldırganlığa hayır demek olduğunu ifade eden Melih Yalçın, “Onurlu Filistin halkının yanında olmak, emperyalizme karşı yoksul Ortadoğu halklarının safında olmaktır. Bugün ‘Diren Filistin’ demek aynı zamanda ‘Diren Rojava’ demektir” şeklinde konuştu. Gazze’de yaşanan vahşetin, Irak’ta, Suriye’de, Rojava’da IŞİD terör örgütünün gerçekleştirdiği katliamlardan bağımsız olmadığını ve bütün bunların, bölgedeki emperyalist pazarlıkların sadece görünür kısımları olduğunu vurgulayan Yalçın, “Ortadoğu’da yaşanan bu vahşette Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin de payı büyüktür” dedi.

Yalçın, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“AKP bir yandan ikili anlaşmalarla İsrail’e askeri, ekonomik, lojistik her tür destek sağlanırken, Diğer yandan İŞID’e verilen destekle bölgede Suriye ve Irak’ta söz sahibi olmaya, Kürt bölgesindeki petrolün İsrail’e satışından pay kapmaya çalışmaktadır. Bu duruma Beyefendinin çocuklarının ticari ilişkileri de eklenince ortaya pis kokan, vıcık vıcık bir ilişkiler yumağı çıkmaktadır.

Bölgedeki emperyalist politikalara bu kadar göbekten bağlı olan AKP iktidarı yaşanan vahşet karşısında Bölgedeki Müslümanlara şirin görünmek için İsrail’i kınamak, üç günlük göstermelik yas ilan etmenin dışında hiçbir gerçek yaptırım uygulayamamakta, cesaret bile edememektedir. Ayrıca büyük bir pişkinlikle bu vahşeti Cumhurbaşkanlığı seçiminde iç malzeme yapmaktan zerrece utanmamaktadır. Devletin en tepesindekilerin çocukları İsrail ile ticari ilişkilerini geliştirirken ‘one minute’ tarzı açıklamalar yapmak, Birleşmiş Miletleri suçlamak sadece samimiyetsizlik değil aynı zamanda pişkinlik ve ahlaksızlıktır.

roj1

İsrail’in OECD üyeliğine vetoyu kaldıran AKP hükümeti döneminde Türkiye İsrail’in en çok ithalat yaptığı dördüncü ülke pozisyonuna gelmiştir. Türkiye İsrail’in en büyük beşinci ticari partneri olarak dünyanın en gelişmiş ekonomilerini geride bırakmıştır.

Yine iktidarı döneminde Kürecik’te açılan radar üssü ile İsrail’e NATO kanalları üzerinden istihbarat desteği sağlayanın AKP hükümeti olduğu unutulmamalıdır.

Gazze’de yaşanan katliamın ardından Türkiye’yi yönetenler İsrail’e somut bir yaptırım uygulayamazken İsrail devleti Türkiye’ye yaptırım uygulamıştır. Türkiye’yi yönetenler nutuk atarken İsrail’in Türkiye ile diplomatik ilişkilerini minimuma indirme kararı alması AKP’nin elinin ne kadar zayıf olduğunu gösteren utanç verici bir gelişmedir.

Kendi yurttaşları 10 Haziran’dan beri IŞİD adı verilen çetenin elinde rehinken, serbest bırakılmalarını temenni etmekle yetinen bir hükümetin, İsrail’e karşı ciddiyetten uzak hamasi sözlerinin de Ortadoğu halkları gözünde hiçbir inandırıcılığı yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin İsrail ile ticari, askeri ve diplomatik ilişkileri aynı biçimde sürdürmekteki ısrarını kınıyoruz. Gazze ve Rojava’da yaşanan katliamların derhal durdurulmasını ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasını istiyoruz.”