1 EYLÜL’DE YASAĞA RAĞMEN SOKAĞA ÇIKILDI

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun da bileşenlerinden olduğu İzmir Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi.

IMG_7720

İzmir Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Gündoğdu Meydanı’nda yapmak istediği mitingin valilik tarafından yasaklanmasının ardından aynı tarihte Konak Eski Sümerbank önünde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. Yoğun güvenlik önlemi altında yapılan etkinliğe yaklaşık 500 kişi katılırken, “Susma, haykır, halklar kardeştir”, “Yaşasın barış”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” gibi sloganlar atıldı. İzmir Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği adına basın açıklamasını TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın okudu. Yalçın açıklamasında, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül 1939 tarihinin Dünya Barış Günü olarak kabul edildiğini hatırlatırken, “Ancak geçmişten bu yana emekçiler ve ezilen halklar savaşa karşı barışı savunurken, dünyayı yöneten güçler savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmedi. Küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. AKP iktidarı öteden beri yanlış olan Suriye politikasındaki ısrarını Cerablus’a yönelik saldırgan girişimiyle derinleştirerek sürdürüyor” ifadelerini kullandı. Savaş mağdurları mülteci durumuna düşerken, AKP hükümetinin ve Avrupa devletlerinin mültecilik üzerinden insanlık değerlerini pazarladığını vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AKP’nin yıllarca iktidar ortağı olan Cemaat, 15 Temmuz’da kanlı darbe girişimi ile ülkenin geleceğine el koymak istedi. Cemaatin kanlı planlarının boşa çıkarılması, darbe girişiminin bastırılmış olması Türkiye’nin içine sürüklendiği karanlığı ortadan kaldırmadı. AKP, darbe girişiminin oluşturduğu atmosferi faşizan, sömürücü ve savaş yanlısı dikta rejimini derinleştirmek için fırsata dönüştürdü. İktidar, antidemokratik OHAL uygulamalarını ‘milli mutabakat’ ile maskelemeye çalıştı.

IMG_7725

Ülkemizin içinde bulunduğu tablo ortada: Askeri darbe girişiminde ölen yüzlerce insanımız, demokrasiyi askıya alan sivil darbeler, OHAL ilanı, kitlesel gözaltılar ve tutuklamalar, işten çıkarmalar, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, kadına yönelik ayrımcı politikalar ve şiddet, homofobiden beslenen şiddet ve cinayetler, Alevilere yönelik mezhepçi dayatmalar, laiklik karşıtı gerici politikalarda kaygı verici artış, Saray’da düzenlenen zikir törenleri, çocuk istismarı, doğamızın talan edilmesi, iş cinayetleri ve daha nice insanlık onuruyla bağdaşmayan politika ve uygulamalar.

‘Ya biz, ya kaos’ denilerek Haziran 2015’ten beri ülkemizin içine sokulduğu bu tabloda, bitmek bilmeyen çatışmalar, ölümler, bombalı katliamlar, sivillerin yakıldığı bodrumlar, yakılan/yıkılan/yok edilen kentler/ilçeler/kasabalar eksik olmuyor.

Hemen her gün ülkenin dört bir yanında patlayan bombalarla onlarca insanımız hayatını kaybediyor, yüzlerce insanımız yaralanıyor. En son Gaziantep’te insanların en mutlu gününe, düğüne yapılan alçakça saldırı sonucu ise çoğu çocuk 60’a yakın insanımız yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı.

Çatışmalar artarak devam ediyor, gençlerimiz, çocuklarımız birer birer toprağa düşüyor.

Bu savaş bizim savaşımız değil. Savaşa mecbur olan halklarımız ve emekçiler değildir. Savaşa mecbur olan iktidarını savaşa, gerilime ve kaosa bağlayan AKP’dir. Savaşa mecbur olan, emek düşmanı, doğa düşmanı, sermaye yanlısı politikalara karşı tepkileri savaş ortamında bastırmak isteyen güçlerdir.

Ülkemizdeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır.

Bizler, Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terk edilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz.

1 Eylül’de ülkemizin dört bir yanında darbeleri ve savaşı durdurmak, OHAL’i kaldırmak için sesimizi daha çok yükseltiyoruz.

Yarın ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, demokrasiyi, laikliği, bağımsızlığı, barışı, eşitliği, özgürlüğü, adaleti savunmak ve gerçek kılmak için omuz omuza olmaya devam edeceğiz.

İzmir Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği olarak eşit, özgür, demokratik bir ortak gelecek için umutluyuz, bir aradayız, kararlıyız.”

IMG_7727