DEPREME HAZIR MIYIZ?

17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde Konak Belediyesi, Konak Kent Konseyi, Karşıyaka Kent Konseyi, TMMOB İzmir İKK ile birlikte çeşitli etkinlikler düzenlendi.

16 Ağustos 2018 tarihinde yapılan basın açıklamasında TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın tarafından bir konuşma yapılırken, Gündoğdu Meydanı’na meşaleli yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün sonunda 17 Ağustos depreminde kaybettiğimiz yurttaşlarımız anısına denize karanfiller bırakıldı.

Kurumlar adına yapılan açıklama şu şekilde:

“17 Ağustos Marmara Depreminin ardından 19 yıl geçti. Bizler bu süre içerisinde  deprem gerçeğini unutmadık, unutturmayacağız. 17 Ağustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım 1999 Düzce depremleriyle ortaya çıkan her acının yükünü kalbimizde taşıyoruz. Başta merkezi ve yerel düzeyde ülkemizi yönetenler olmak üzere; her kurum, kuruluşun  bu günlerde bu konu hakkında bir kez daha düşünmesini istiyoruz. Deprem gerçeğiyle yüzleşmek, depremlere hazırlıklı olmak ve olası depremleri en az kayıpla atlatmak için önerilerimizi aşağıda sıralıyoruz.

  1. Bugüne kadar bilinen bilgiler ve var olan teknolojilerle fayların bulundukları yerleri bilmek mümkündür. Fakat fay hattının kırılacağı yeri ve fayların üreteceği depremin zaman ve tarihini bilmek mümkün değildir. Bu nedenle zaman kaybetmeden yapılarımızı deprem güvenlikli hale getirmek gerekiyor.
  2. Yaşamış olduğumuz orta büyüklükte bir depremde bile yapılarımızın hasar görmesi ve can kayıplarının ortaya çıkması yapı stokumuzun büyük bir risk altında olduğunu gösteriyor.
  3. Daha güvenli ve yaşanabilir yerleşim yerleri ve yapıların üretilmesi deprem risk yönetiminin temel amaçlarındandır. Bunu sağlamanın en etkili yolu; yerleşim planlarında ana riskleri göz önüne alarak, gerekli düzenlemeleri yapmak için “Deprem Yönetmeliklerini” ödünsüz bir şekilde uygulamak gerekiyor.
  4. Hiç kimse bize 1999 depremlerinden sonra bilgi eksikliğinin olduğunu söyleyemez. Yeni bir “Bina Deprem Yönetmeliği” yayımlandı. Zemin durumunu ve fay hatlarını biliyoruz. Artık “ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANINI-UDSEP 2023″ü güncelleyerek uygulamaya koymak gerekiyor.
  5. Mühendislik biliminin gerekleri dikkate alınarak, yapı tasarım uygulama ve denetim evresinin sağlıklı bir şekilde işletildiği ülkelerde, doğa olaylarının afete dönüşmediği görülmektedir. Bu bağlamda, yapı stokunun oluşturulması evresinde dikkate alınması gereken yer seçimi kararlarından, yapı tasarımına, yapı üretimi ve yapı denetimine kadar, bilimsel ve çağdaş ölçekte bütünlüklü bir yapı üretim düzeni kurulmalıdır.
  6. 1999 depremleri önemli ölçüde can ve mal kayıpları ortaya çıkarmakla kalmamış, çok daha büyük bir tehlikenin henüz yaşanmamış olduğunu ortaya koymuştur. Bu da 1766`yılından bu yana kırılmamış olan fay nedeniyle Marmara Denizi`nin içinde olacak bir depremdir. Bu deprem başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesini ve çevresini önemli ölçüde etkileyecektir.
  7. 2004 yılında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı`nın yapmış olduğu “1. Deprem Şûrası” ve yine 2009 yılında aynı bakanlığın yapmış olduğu “Kentleşme Şûrası’na çok sayıda bilim insanı ve uzman katılmış ve son derece önemli çalışmalar yapılmıştır. Fakat devlet bürokrasisinin sürekli olarak değiştirilmesi ve “LİYAKAT ölçüsüne bağlı kadrolar yerine,” söz dinleyen ve bilgisiz kişilerin göreve getirilmiş olması; “deprem zararlarını azaltmak ve planlı bir kentleşmeyi” sağlamak için hazırlanan raporların uygulama alanı bulamamasına neden olmuştur.
  8. Her yıl çok sayıda mühendislik diploması verilmesine rağmen kaliteli bir mühendislik öğrenimi yapılamamaktadır. Can ve mal güvenliğini sağlayan bir mesleğin insanları olarak; fiziki şartları uygun olmayan, öğretim kadrosu son derece yetersiz olmasına rağmen inşaat mühendisi diploması veren okullar açılmaktadır. Bu anlayışa son verilmelidir.
  9. Her afetten sonra sık sık yapılan “yara sarma” anlayışından kurtulup; bilimin, tekniğin ve aklın gerektirdiği işleri yapmak gerekir. Depremin bir doğa olayı olduğu kabul edilmeli ancak denetimsizliğin neden olduğu olumsuzlukları “kader” gibi değerlendiren yaklaşımlar terk edilmelidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, deprem öncesi alınacak önlemlerin deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymaktadır. Sorunu sorun olmaktan çıkaracak olan tek çıkar yol, deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır.
  10. Deprem yaşanmadan önce alınacak önlemler ve parasal harcamalar, deprem yaşandıktan sonra yapılacak düzenleme ve parasal kayıplardan 20 kat daha azdır.
  11. Ruhsatlardan mühendis ve mimarların imzasının kaldırılması mesleğimizin gelişimini engelleyecek, sahteciliğin önü açılacaktır.
  12. Oda ile meslek insanı arasına örülmeye çalışılan duvarlar kaldırılmalı, mühendis ve mimarlardan oda belgesi istenmesine yönelik uygulama güncellenmelidir.
  13. Kentsel dönüşüm konusu; fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden çöküntü ve bozulma sürecine girmiş kentsel alanları, içinde yaşayanlar için yaşam kalitesi daha yüksek olacak şekilde, kente kazandırmayı hedefleyen bir plan stratejisidir. Oysa getirilmiş olan “İmar Affı” ile kentsel dönüşüm arasında çelişkili bir durum ortaya çıkmıştır.
  14. Kentsel dönüşüm; parçacı bir anlayışla değil, bütünlüklü kent planlarının bir parçası olarak ele alınmalıdır.
  15. Ne yazık ki var olan yapı stokumuz; deprem başta olmak üzere diğer doğal olaylara karşı hazırlıklı ve güvenli değildir.
  16. Kentlerimiz doğal olan olaylara karşı güvenli olmadığı gibi, doğal olmayan yangın gibi afetlere karşı da güvenli değildir.

Bizler halkımızın can ve mal güvenliğini sağlayacak yapılara kavuşuncaya kadar bu gerçekleri dile getirmeye, bilime ve tekniğe dayalı önerilerimizi bu konuda doğrudan sorumlulukları bulunan merkezi yerel yönetimlere iletmeye devam edeceğiz. Depremleri unutmayacağız, unutturmayacağız.”

Konak Belediyesi
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu
Konak Kent Konseyi
Karşıyaka Kent Konseyi