FAİLİ KİM OLURSA OLSUN, KENT SUÇLARINA SESSİZ KALMADIK, KALMAYACAĞIZ!

Son dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya tarafından, kendi siyasi rakipleriyle girmiş olduğu tartışmalarda meslek odalarımızdan bahsedilerek; Urla ilçesi, İskele Mahallesinde Büyükşehir Belediye Meclisince karar alınan ancak henüz onama işlemleri tamamlanmayan plan/plan değişikliklerine ilişkin, tarafımızca henüz resmi bir itiraz/dava iletilmemiş olması bahane edilerek, eski Buca Cezaevi alanının yıkılması sonrası alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planı değişikliklerine iletmiş olduğumuz itirazlar değersizleştirilmeye çalışılmıştır.

Bu açıklamalarda meslek odalarımız ikiyüzlülükle itham edilmekte; meslek örgütümüz, oluşacak rantın parçası olmakla suçlanmaktadır. Bütün bu iddialar, bilimsel ve hukuki bilgiden yoksun, manipülatif açıklamalar olmakla beraber, temsil ettiği siyasi anlayışın parçası olduğu kent suçlarını aklamaya yöneliktir.

Meslek odalarımız, kamuyu ilgilendiren her uygulamayı bilimsel ve hukuki yönden inceleyerek, uygulayıcısı kim olursa olsun, kamu yararına hizmet etmeyen uygulamalara itiraz etmiş ve davalar açmıştır; açmaya devam edecektir.

Meslek örgütümüze yöneltilen ithamlar gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki;

1. 21.10.2022 tarihinde TMMOB Şehir Plancıları Odası ve TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesince yapılan açıklamada;

a) İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 06/06/2018 tarihli ve 7593 sayılı Kararı ile; Urla ilçesi, İskele Mahallesinde muhtelif taşınmazların bulunduğu alanın “1. Derece Arkeolojik Sit Alanı”ndan çıkartılarak, “3.Derece Arkeolojik Sit Alanı” tescil edildiği,

b) Bu kapsamda mülk sahiplerinin talebiyle plan müellifince hazırlanan plan/plan değişikliğinin, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.10.2022 tarihli toplantısında uygun bulunduğu,

c) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre, söz konusu işlemin Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılacak inceleme sonucunda uygun görülmesi halinde Büyükşehir Belediyesince onama işlemi tamamlanacağı ve sonrasında askı işleminin gerçekleştirileceği,

d) Söz konusu sürecin ilgili meslek odalarımızın takibinde olduğu, hukuki aşamalar tamamlandıktan ve plan/plan değişikliklerinin askıya çıkarılarak kamuoyuyla resmi şekilde paylaşıldıktan sonra şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından gerekli incelemelerin yapılacağı hususları kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan sürecin kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlem olmadan önce itiraz veya dava konusu edilmesinin hukuk usulü açısından hatalı olacağı açıktır. Şu anda resmi bir itiraz/dava bulunmaması bu usul kurallarından kaynaklanmakta olup meslek odalarımızı ikiyüzlülükle itham eden iddialar temelsizdir.

2. Yıkılan Buca Cezaevi alanına ilişkin olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan imar planları ile; bölgede yoğunlukla Ticaret ve Konut Alanları belirlenmiştir. Bu planlar ile, olası  bir afet anında toplanma alanı olabilecek, kentin yeşil alan ihtiyacını karşılayacak yaklaşık 80000 m2 ‘lik bir alan, tamamen rant amaçlı değerlendirilmek üzere planlanmıştır. Bu hatalı işleme ilişkin itiraz gerekçelerimiz daha önce ayrıntılı olarak kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Halkımızın ortak yararına açıkça aykırı olan bu ve bunun gibi kent suçlarına karşı susmamız bilimsel, mesleki, hukuki ve etik ilkeler açısından mümkün değildir.

Eski Buca Cezaevi alanında yaşanmakta olan kent suçu, süreci devam etmekte olan bir başka idari işlemin resmi itiraz/davaya henüz konu edilmemiş olması üzerinden aklanmaya çalışılmaktadır. Ancak; kendisi de aynı zamanda bir avukat olan AKP Milletvekili Mahmut Atilla Kaya da çok iyi bilmektedir ki, onama işlemi tamamlanmayan bir idari işleme itiraz edilmesi veya dava açılması hukuk usulü açısından hatalıdır.

Bilimsel bilgiden yoksun ve manipülatif olan bu söylemlerin, eski Buca Cezaevi alanında işlenen kent suçunu gizlemeye çalışmak amacıyla gündeme getirildiğini çok iyi biliyoruz.  Ülkemizdeki kültürel ve doğal varlıkların yok edilmesinin, kamu mülkiyetlerinin parsel  parsel satılmasının bizzat faili olan siyasi anlayışın, kendi kent suçlarını gizlemek için TMMOB’a saldırmasına da şaşırmıyoruz.

Sonuç olarak faili kim olursa olsun, Anayasa’nın 135. maddesinde TMMOB’a tanımlanan yetki ve görevler kapsamında halkımızın geleceğini tehlikeye atacak hiçbir kent suçuna karşı sessiz kalmayacak, toplumun ortak yararı için mücadelemize inatla devam edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB İZMİR İL KOORDİNASYON KURULU